Düşler Ovası Dediler Ki... Parov Stelar - Electro Swing Ondan Sorulur! Banshee - Karanlık Bir Kasaba Hikayesi The Time Traveler's Wife - Zaman Yolcusunun Karısı

9 Şubat 2012 Perşembe

Çöp

Yere çöp atmak insanoğlunun içten içe "merhaba doğa, ben senin biraz ağzına sıçıyorum ama, kusura bakmıyorsun değil mi? sen bu boktan durumdan kurtulmanın yolunu bulursun nasılsa." deyip topu taca atarak gerçekleştirdiği bir eylem. Yere gizlice ya da aleni attığı çöp parçasını asfaltın, betonun ya da toprağın emeceğini düşünecek kadar gerizekalı şu insanoğlu. Çöp atmayı normal sayabilecek kadar anormal. Sonra da aynı insanlar "ayy sokaklar ne piisss" deyip gözlerini devirirler.

Evet, ben de bir zamanlar gerizekalıydım. Aleni yapamasam da, elimden kimsenin bakmadığını düşündüğüm bir anda küçük çöp parçalarını yere bırakmışlığım ya da boş paketi sokakta bir yere sıkıştırmışlığım vardır. O lanet çöp kutusu hep uzaktaydı ve sanki bizim ayaklarımız yokmuş da sürünerek gidip daha çok yorulacakmışız gibi gelirdi.

Ben bu iğrenç alışkanlıktan çok küçük bir yaşta, erken kurtuldum. Karşı apartmanda oturan bir dede vardı göçmen, beraber oynadığım arkadaşımın dedesi. ne zaman onların apartmanın merdivenlerine otursak kızardı. "Çöp yapıyorsunuz buraları, yere atmayın yeni süpürdüm" diye şiveli şiveli söylenirdi. Evet, 16 dairelik apartmanın önünü süpürecek ve bundan gocunmayacak kadar titiz bir adamdı. Yerde çer çöp görse bizden bilirdi. Bir kere kovalanmışlığımız vardı. Kendi torununu bile haşlardı bu konuda, bizi nasıl kovalamasın! Karşı apartmanın merdivenleri güzel, en çok orası gölge oluyor, konum itibariyle de iyi; merdivenlerde takılmaktan vazgeçeceğimize başka mahallaye taşınsak daha iyi. İster istemez dedenin kurallarına uymayı öğrendik. Yere çöp atmayı tüm mahalle çocukları olarak bıraktık. Hala atanları "git çöpe at oğlum, dedeye söylerim seni" diye tehditlerle savuşturduk. Biz sokağa çöp atmamayı bazılarının "göçmenler de şöyle bıdı bıdı" diye mana bulduğu, küçümseyen insanlardan değil; göçmen dededen öğrendik. Kendi evinin önünü her gün süpüren, elleriyle çöp toplayıp, bundan bir gün olsun gocunmayan adamdan. Bazen bize kızıyor, rahat rahat oynatmıyor diye kızardım ona çocukken ama, o haklıydı her zaman. Birkaç sene önce kaybettik onu, huzur içinde uyusun.

Cebimde, çantamda bulduğum çöpleri görünce hep bizim dedeyi hatırlarım. 3x5 cm'lik kağıdı buruşturup yere atmak yerine cebime koyduğum için toplumda anormal bir insanım biliyorum. Ha bir de, evde çöp ayrıştırıyorum. Kağıt ve türevleri ayrı torbaya mutlaka, çöplükte biri bulur da ayırır umudundayım. Bir tek hayatımdan ayrıştıramadığım çöp gibi insanlar var. Onları da ayrıştırmayı öğreneceğimi düşünerek, umutlanmaktayım.


 

27 Kasım 2011 Pazar

Haftamı Şenlendirenler

Hep Yaşın 19 by MFÖ on Grooveshark



Haftamın Kitabı: Üniversitede okuduğum bölümü sevmemin sebeplerinin başında, bazı hocalarımızın kendi kitapları yerine dünyaca ünlü yazarların kitaplarını ders içinde okutması gelir. Uygarlık Tarihi dersinde de bu yıl şanslıydım; birkaç güzel kitapla tanıştım. Onlardan biri Avustralyalı tarihçi Gordon Childe'in kitabı: Tarihte Neler Oldu? İnsanlığın dünyaya geliş zamanlarından başlayarak çağlar boyunca geçirdiği evrimleri, uygarlıkları yaratmalarını, onların geçiş sürecinde neler olduğunu ve hangi sebeplerle gelişme sağlandığını anlatan kitap, sıkıcı tarih kitaplarının aksine hikayeleştirilerek yazılmış olmasından akıcı bir kitaba dönüşmüş. Eğer tarih kitaplarını seviyorsanız, ilk çağlara, ilk insanlara, antik çağ medeniyetlerine, Mezopotamya'ya, Ege'ye ilginiz varsa, tarihe bir de Gordon Childe'in anlatımıyla bakın derim.

Haftamın Albümü: Uzun zamandır beklediğim albümlerden biri de MFÖ'nün albümüydü. 2006 yılından bu yana hayranlarını bekleten efsane grup, önce Hep Yaşın 19 ile havayı kokladı, ardından yeni albüm Ve MFÖ görücüye çıktı. Açıkçası, beklentilerimi epey yüksek tuttuğumdan, yeni albüm ile fazla tatmin olmadım. Eski efsane albümlerini bir kenara bırakırsam, 2006 yılında çıkan AGU, beklentilerimi hala yüksek tutmamı sağlayan bir albümdü; içinde hala bayılarak dinlediğim şarkılar var. Yeni şarkılara alışmak biraz zor gibi duruyor, ilk dinlediğimde vurulduğum bir şarkı da olmadı, o yüzden biraz hayal kırıklığı yaşadım ama olsun, MFÖ müzik yaptığı sürece haftalarımı şenlendirmeye devam edecek. Dinleyin, bakalım siz neler düşüneceksiniz!

Haftamın Filmi: Daha öncelerde izleyip yazmaya fırsatım olmamıştı ama yazmak şart; zira son zamanlarda izlediğim en güzel komedi filmiyle karşılaştım: Horrible Bosses Önce kadroyu sayalım, böyle kadrolar komedi filmlerinde bir araya kolay kolay gelmiyor çünkü: Kevin Spacey, Jennifer Aniston, P. J. Bryne, Colin Farrell, Jason Bateman, Charlie Day, Jason Sudeikis ve diğerleri... Patronlarıyla başları dertte olan üç arkadaşın başına gelenlerin anlatıldığı film, tam "Hangover" tadında bir komedi. Epey güldürüyor, iyi vakit geçirtiyor. İmdb'de de puanı oldukça iyi, belli ki benim gibi bayılan çok olmuş. Tavsiye edilir şiddetle, izleyiniz, gülünüz efendim. (Dipnot: Colin Farrell'a dikkatle bakınız.)

Haftamın Dizisi: Size Happy Endings'ten bahsetmemiştim değil mi? Ya da bahsettiysem, konuyu yine açayım; çünkü Happy Endings ikinci sezon onayı aldı, başladı ve şahane gidiyor, daha çok güldürüyor bu sezon. Her şey son anda evlenmekten vazgeçen ve düğünden kaçan gelinle başladı, ki kendisi Alex olur, geride kalan Dave mutsuzdur, onu teselli etmek arkadaşlarına düşer: Evli çiftimiz Brad ve Jane, aşk hayatı son derece umutsuz olan ve çabalamaktan hiç vazgeçmeyen Penny ve tabi ki komedilerin olmazsa olmaz gey karakteri Max. Ancak sağlam arkadaş grubu ortak olunca Alex ve Dave ister istemez sürekli bir araya geliyor, lakin karakterlerin her biri öylesine komik, öylesine deli ki, hüzünler birkaç saniyede komediye dönüşüyor. Kısa süreli komedi sevenler kaçırmasın derim; Happy Endings 2. sezonuyla Abc ekranlarında tam gaz devam ediyor.

23 Ekim 2011 Pazar

Yeni Keşif Güz Dizileri '11

Yeni yayın sezonu ile birlikte Amerikan kanalları da birer birer yeni dizilerini görücüye çıkarmaya başladı. Seçtim, izledim, beğendim, yazdım.

Üzerinde çalışıldığı konusunda çıkan haberler basına yansıdığından beri, birçok bilimkurgu dizisi hayranı izleyici tarafından merakla beklenen Terra Nova, sonunda izleyicinin karşısına çıktı. Craig Silverstein ve Kelly Marcel'in yarattığı, yapımcılığını Steven Spielberg'in üstlendiği dizi, 2149 yılında dünyanın yaşanmaz bir hale gelmesi ile insanlığın yeni bir gezegende Terra Nova adında bir yaşam alanı kurma mücadelesini anlatıyor. Dinozorların, garip bitki ve hayvanların arasında, insanlığı yeniden kurmaya çalışan Terra Nova'ya gönderilmiş bir grup insan, bir yandan doğa ile mücadele edip gelişmeye çalışırken, diğer yandan gruptan ayrılan isyancı grup Altılılar'la mücadele ediyor. Son derece ilginç sahnelere sahip bilimkurgu dizisi Terra Nova, bu türü sevenler için son dönemin kaliteli dizilerinden. İmdb puanı son bölümlerde düşüş gösterse de, şimdilik yayını güvende gibi duruyor. Dizinin akibetinin ne olacağını merak etsem de, ben yine de bir şans verilmesinden yanayım, en azından Steven Spielberg hatrına.

Filmlerin, televizyon dizisi haline getirilmesi şu sıralar pek revaçta bir durum yapımcılar için. Charlie's Angels da, Abc ekranlarında yayınlanmaya başladı. Hepimizin iyi bildiği hikaye, dizide meleklerden birinin ölümüyle başlıyor; daha sonra aralarına yeni bir melek katılıyor ve Charlie'nin talimatlarıyla meleklerimiz görevden göreve koşuyorlar. Yapımcılarından biri de eski meleklerden ünlü oyuncu Drew Barrymore. Charlie's Angels, görsel açıdan son derece başarılı bir yapım gibi gözükse de, Abd'de seyirciler tarafından pek ilgi görmedi, pek çok Abc dizisi gibi iptal edildi. Charlie's Angels hak etmediği bir iptal aldı fikrimce, yine de merak edenlere tavsiye ederim.

Ekranların efsane dizilerinden The O.C.'nin başrol oyuncularından Rachel Bilson, seneler sonra CW ekranlarında başlayan yeni dizisi ile televizyon dünyasına dönüş yaptı. Bilson, Hart of Dixie'de yeni mezun bir kalp doktorunu canlandırıyor. New York'ta kalp cerrahisi üzerine uzmanlaşmak isteyen Zoe Hart, burs alamaması üzerine, mezuniyetinden bu yana peşini bırakmayan bir doktorun iş teklifini kabul ederek Alabama'ya yerleşiyor. Zoe'nin kasaba halkına kendini kabul ettirme sürecini anlatan Hart of Dixie, şimdilik yeni sezon onayı alacak gibi duruyor. Sıcak, sakince bir kasaba dizisi izlemek isteyenler, bir baksın derim.

Gelelim komedi dizilerine. Eylül ayında başlayan komedi dizilerinin birçoğu sezonun tamamını göremeden iptal kararlarıyla karşılaştı. Belki de hala, efsane komedi dizilerinin tam gaz devam etmesi ve izleyici kitlesinin bu dizilerde kemikleşmiş olmasının bunda büyük bir rolü olsa da, New Girl, bu şanssız dizilerin arasından sıyrılmayı başardı. Başrolünde 500 Days of Summer'dan yakinen tanıdığımız Zooey Deschanel'in -ki kendisi "new girl" oluyor- rol aldığı New Girl, sevgilisinden yeni ayrılan ve evsiz kalan Jess'in, 3 erkeğin yaşadığı eve 4.  olarak yerleşmesini konu alan komedi dizisi. Uçuk kaçık bir karaktere sahip Jess'in aynı evde 3 erkekle yaşaması ile ne kadar enteresan diyalogların geçebileceğini tahmin edersiniz. New Girl şimdilik Fox'tan tam sezon onayı aldı, 2. sezon onayı alması da yakındır. Güzel bir yapım, tavsiyemdir.


7 Ekim 2011 Cuma

Dediler Ki...



"Sözcükler böyledir işte, durmadan kılık değiştirir, birbirinin peşine takılırlar, ne yöne gittiklerini bilmezler sanki ve içlerinden ikisinin ya da üçünün, ya da dördünün, örneğin bir kişi adılının, bir zarfın, bir eylemin, bir sıfatın kendi halinde öylece birdenbire ortaya çıkıvermesiyle, heyecanımız cildimizin yüzeyine ve gözlerimize kadar karşı konulmaz biçimde yükselir, duygularımızın içine hapsolduğu barajı yıkar, kimi zaman da bu basınca dayanamayan sinirlerimiz olur, çok fazlasını yüklenmiştir, her şeyi yüklenmiştir, cendere içindedir."   Jose Saramago - Görmek, 2004

"Diana'nın cenazesi taşınırken sarayın önündeki çiçek dağına iliştirilmiş bir iskambil kartında bir kupa kızı gülümsüyor ve altında şu cümle okunuyordu: Sen destenin en iyisiydin. "   Can Dündar - Yakamdaki Yüzler, 2007 

"Henüz 10 yaşında bir çocuktum. Bir gün elimde bardakla güneş ışığını yakalamak istedim, düştüm, elim kesildi, dayak yedim. Dışarı çıktım güneş orada su birikintisi üzerinde dolaşıyordu... Işığı tutmak için suyu çiğnemeye başladım, yine dayak yedim... Çünkü üstüm başım çamur olmuştu..." Maksim Gorki - Ana, 1906


"İnsanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor..." Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna, 1943



LinkWithin

Related Posts with Thumbnails

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı