Şehirden uzaklaşmak ve doğaya yaklaşmak. Hayvanların dünyasına geçmek birden; mutlu olmak. Çarşamba günü sabahın köründe kalktıysam, bu defa bunu ders için değil, hocamızın deyimiyle, teknik gezimiz için yaptım. Okula gittim, bindik otobüslere ve yol aldık İzmir Doğal Yaşam Parkı'na.
2006 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi'nce karar verilen ve yapımına başlanan doğal yaşam parkı, 30 Haziran 2008 yılında ziyarete açıldı. 128 türde 1048 hayvanı içinde barındıran bu güzel park, bugünün Avrupa standartlarına uyumlu haliyle İzmir için bir gurur kaynağı.
Doğal yaşam parkının içinde hayvanların haricinde, klima sistemiyle yağmur ormanlarının doğal ortamı oluşturulmuş ve envai çeşit bitki ve orman hayvanlarının yaşadığı bir Tropik Merkez, çocukların hayvanlarla daha yakın olabilmesi için evcil hayvanların barındığı Çocuk Hayvanat Bahçesi, İskelet Sergi Salonu ve herkesin tanıdığı ünlü fil, 3 sene önce kaybettiğimiz Pak Bahadır'ın mezarı bulunmakta.
Parkın peyzajı oldukça iyi düşünülmüş ve hayvanların rahat edebileceği genişlikte yaşama alanları oluşturulmuş. Bu kocaman parkın içinde gezerken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz gerçekten. Hele benim gibi hayvan delisi iseniz, her bir hayvanı göreceğim diye kendinizi oradan oraya koşturuyor bulabilirsiniz. Ben aynen öyleydim, hatta orada kalmak istediğime bile karar verdim. Kim bilir, belki bir gün sadece kedi, köpek ve kuşların barınabildiği pis şehirlerden kurtulup, hayvanların ve bitkilerin çoğunlukta olduğu bir doğaya dahil olabilirim, çok isterim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder