Düşler Ovası Dediler Ki... Parov Stelar - Electro Swing Ondan Sorulur! Banshee - Karanlık Bir Kasaba Hikayesi The Time Traveler's Wife - Zaman Yolcusunun Karısı

8 Aralık 2010 Çarşamba

"Gidelim Gel Hadi Seninle Bu Gece Rebeka'nın Yerine"




       
Yıldızları saydım, hepsi yerindeydi. Ilık bir geceydi. Ben gökyüzüne bakarken, elimden tutup çektin. Adımlarımız hızlandı, arkandan gelirken karşıdaki bahçeyi fark ettim. Ağaçların arasından ışıklar sızıyordu, bir de güzel bir müzik. İnsan sesleri duyuyordum; gülen, neşeyle eğlenen, el çırpan insanların sesleri... 'Rebeka'nın Yeri' yazıyordu duvarda. Tahta kapıdan içeri girdik. Masalar, içkiler, mezeler, çalgılar, mutlu insanlar... Ne kadar güzel bir bahçeydi bu? Bana baktın, kocaman gülümsedim. Elbisemin eteklerini toplayıp geldim peşinden. Beyaz örtülü bir masaya oturduk. Anında doldu masamız; en sevdiğimiz mezeler, rakımız, suyumuz, buzumuz, hepsi bir anda geliverdi, sanki bizi bekliyormuş gibi. Bekliyordu aslında değil mi? 

Kaldırdık kadehleri, gecenin şerefine kalktı kadehler. Yudumlarken içkileri, kadeh sesleri geliyordu her defasında. Bir oyun havası çalmaya başladı birden, yavaş yavaş kalktı insanlar masalarından. Bahçe şenlik yeri oldu birden, ne güzeldi herkes! Sen yaklaştın bana, kulağıma bir şeyler fısıldadın, yine gülümsedim ben. Tuttum elinden, kaldırdım seni, ayakkabılarımı fırlattım bir kenara, çimlerin serinliğini hissettim. Oynayan, eğlenen insanların arasına karışıverdik birden. Uzun zamandır böylesine içten güldüğümü hatırlamıyordum. Ne güzeldin sen, ne güzeldim ben, ne güzeldi bu bahçe, bu insanlar... Yorulana kadar oynadık, hiç tanımadığımız insanlarla kadeh kaldırdık... Gece ilerledi, soğudu biraz hava. Sen biraz daha sıkı sarıldın bana, geçti ürpertim. Gece ne güzeldi, biz ne güzeldik... Elimi tuttun, kulağıma eğildin, dünyanın en güzel kelimesini fısıldıyord...

*
*
*

Uyandım. Bembeyaz bir tavan bana bakıyordu. Odamda olduğumu fark ettim o anda. Yalnızdım, benden başka kimse yoktu. Yalnız ben. Burnumda rakı kokusu. Hayalle yaratılmış bir koku. Geçti birkaç saniyede. Artık yoktu.      
   

6 Kasım 2010 Cumartesi

Haftamı Şenlendirenler




Haftamın Kitabı: Geçtiğimiz yaz kaybettiğimiz Nobel ödüllü Portekizli yazar Jose Saramago'nun dünyaca ünlü romanıyla tanışmamın sebebi, Siyaset Sosyolojisi dersimin zorunlu okuma kitabı olması sayesinde oldu. Jose Saramago'nun aynı adlı eserinden uyarlanan Blindness (Körlük) adlı filmi izlemiştim, ancak Görmek kitabının, bu filmin/kitabın devamı olduğunu sonradan keşfettim ve şu sıralar sınava hazırlık döneminde derslerimden kaçmak istediğim molalarımda okuduğum kitap oldu. Kitabın konusuna kısaca değinecek olursak; adı belirsiz bir ülkede seçim günü bardaktan boşanırcasına yağan yağmur yüzünden kimse oy vermeye gitmez. Ancak saat tam dörtte seçmenler sanki sözleşmişçesine oy vermeye giderler. Hükümet de bunun arkasında yıllar önce körlük salgınından kurtulan tek kişi olduğunu düşünür ve olayı üzerine derin araştırmalara girer. Jose Saramago, demokrasiye günümüz koşullarında farklı bir açıdan bakıyor.

Haftamın Filmi: Das Leben Der Anderen (Başkalarının Hayatı), 2007 yılında en iyi yabancı film dalında Oscar ödülüne layık görülmüş dramatik bir dönem filmi. Berlin Duvarı'nın yıkılışından beş yıl önce eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti (Doğu Almanya) hükümeti, acımasızca ve sıkı bir kontrol yöntemiyle devleti yönetmekte, şüpheli bulduğu herkesi Stasi adlı gizli polis servisi ve muhbirleri aracılığıyla fişlemektedir. Ünlü tiyatro yazarı ile oyuncu sevgilisi ve onları izleyen polisin hikayesi işte bu noktada başlamakta, dönemin Almanyasına dramatik bir açıdan yaklaşmakta. Kesinlikle tavsiye edeceğim güzel bir dönem filmi...

Haftamın Albümü: Alma Ahımı şarkısı ve film tadında klibiyle sanal ortamda son dönemlerde en çok paylaşılan isimlerden biri oldu Erdem Ergün. Benim de dikkatimi çekti, önce klibini izledim, ardından yeni çıkan albümü Yek-Ahenk'i dinledim ve oldukça etkilendim. Nev ve Hayko Cepkin arasında bir noktada olduğunu düşündüğüm bir şarkı söyleme tarzı, hüzünlü şarkıları var. Zaman zaman tasavvuf müziği tınılarını duyabiliyorsunuz, zaman zaman gitarın telleri öyle güzel titriyor ki, tekrar tekrar dinlemek istiyorsunuz. Erdem Ergün, kendine has tarzıyla yeni dönemin en çok dinlenen isimlerinden biri olacak diye düşünüyorum ve haftamın albümüne kaydediyorum...

Haftamın Dizisi: Takip ettiğim onca diziden sonra yeni yayın döneminde yeni bir diziye başlamayacağım diye kendime söz vermiştim ama bu sözü The Event için bozmasaydım, gerçekten çok şey kaçırırdım. Nbc'nin yeni dizisi The Event, ilk haftada aldığı yüksek reyting sayesinde tutunmayı başardı. Yine ajanlar, yine gizli işler ve doğaüstü olaylar var ancak The Event'i benzerlerinden ayıran noktalar olduğundan, kendine has izleyici kitlesini oluşturmuş vaziyette. Dizinin kahramanı Sean, kaçırılan nişanlısını ararken, Amerikan tarihinin en büyük sırlarından birine şahit olur ve olaylar gelişir. Fazla ipucu vermek istemem, zira dizinin tadı kaçmasın. Şiddetle tavsiye ederim, izlemeye değer...


4 Kasım 2010 Perşembe

İzmir Oyun ve Oyuncak Müzesi



Değerli sanatçı Ümran Baradan ve Konak Belediyesi’nin öncülüğünde açılan İzmir Oyun ve Oyuncak Müzesi, çocukları ve her daim içinde çocuk ruhunu yaşatanları kucaklıyor…

Eski çağlardan bu yana var olan oyuncaklar, aslında farkında olmadan, insanlığa ve karakter gelişimine katkısı olan en önemli eşyalardandır. İnsanlığın var oluşundan beri, çocuklar ve yetişkinler için oyuncaklar, boş vakitleri değerlendirmek ve keyifli hale getirmek için yanı başımızdadırlar. 

Oyuncak müzeleri, son yıllarda dünyada oldukça değer verilen müzelerden. Zira oyuncakların yapımı, geliştirilmesi, şekillendirilmesi, insanlık tarihiyle paralel süreçte ilerlediğinden, oyuncaklar müzecilik için önem oluşturuyor.

İzmirli ünlü seramik sanatçısı Ümran Baradan, dünyanın çeşitli yerlerinden getirdiği oyuncak koleksiyonunu İzmirlilerle paylaşmak için Konak Belediyesi ile ortak bir çalışma yürüttü. İstanbul Oyuncak Müzesi’ni kuran Sunay Akın’ın da desteğiyle yürütülen önemli çalışmalar neticesinde İzmir ilk oyuncak müzesine kavuştu. İzmir Oyun ve Oyuncak Müzesi'nde 1850’li yıllardan günümüze kadar gelmiş oyuncakların tarihsel evrimi gözler önüne seriliyor. Ziyaretçiler, teneke, tahta, kağıt ve plastik malzemelerden yapılmış çeşitli oyuncakları gözlemleyebilmenin yanı sıra, zaman zaman Hacivat ve Karagöz’ün gölge oyunlarını izleme fırsatı buluyor. Oyuncak Müzesi aynı zamanda hafta sonu çocuklara yönelik aktivitelerle İzmirli oyuncak severlerle buluşuyor. İzmir Oyuncak Müzesi sadece yurtiçinden değil, yurtdışından da oyuncaklarla ve müzecilikle ilgilenen ziyaretçilerini ağırlıyor.

Hayal dünyasına keyifli bir yolculuk için İzmir Oyuncak Müzesi ziyaretçilerini bekliyor.

Adres: Halil Rıfat Paşa No:31 Varyant Konak / İZMİR

Not: Bu yazı Haber Eylül Kasım sayısında yayınlanmıştır.



LinkWithin

Related Posts with Thumbnails

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı