Bir kitap hem sizi güldürüyor, hem de boğazınızda bir yumru oluşturuyorsa; o kitapta bir büyü vardır. Onur Gökşen'in, nam-ı diğer Ekşi Sözlük yazarı stevemcqueen'in kitabı Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı işte o büyülü kitaplardan.

Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı, Onur Gökşen'in çocukluğundan yetişkinliğine, hayatının birçok döneminin hem komik hem de hüzünlü hikayelerinden oluşuyor. Onur Gökşen'in patavatsız, küfürbaz fakat bir o kadar da duygulu anlatımı, kitabı okurken şaşkına uğratıyor insanı. Bir önceki hikayede anlattığı çocuğun babasından azar işitmesine gülerken, bir sonraki hikayede hiç tanımadığınız birinin acıklı hikayesine üzülebiliyorsunuz. Kadıköy, mahalle, Trt 1, mirc, kumanda, aşk, 80'ler, gazoz, Pesiç, Ferdi Özbeğen, kızkaçıran, New York ve daha bir çok şey saklı bu hikayelerde.
Hepimizin çocukluğundan, gençliğinden hikayeler var bu kitapta, benzer şeylerle hepimiz mutlak karşılaştık. Onur Gökşen bunları hatırlayabildiği, üstüne üstlük bu kadar güzel anlatabildiği için şanslı. O yüzden, O hep yazmalı, bizi unuttuğumuz o yıllara geri götürmeli. Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı, işte bu sebeplerle okunmalı; biraz gülümseme, biraz da küçük bir sızı için...
"Akşam Mert'le yatınca konuşmaya başlıyoruz;
'Mert, ne olacaksın büyüyünce?'
'Astronot, sen?'
'Ben Kempes olucam, Arjantin'e gidicem.'
'Gitme! Ben de gelirim gidersen.'
'Gel. Maç yaparız...'
Konuşmam bitmeden uyuyor kardeşim. Yarın çok uzun bir gün olacak. Tüp bitmiş, annem babama öyle diyor. Sesi de çok üzgün.
Arjantin uzak mıdır acaba?"
ben 24 yaındayım; feneryolunda oturuyorum ve fenerbahce lisesi mezunuyum ve emin amcaya kadar herkesi tanıyorum 15 sene öncesine kadar gittim... süperdiiii :)
YanıtlaSil